29.5.2009 - Şizofren 1 | Başıboş


Ne yazdığımı görüyor mu dersiniz? Hayır. Bana bakmıyor bile. Hiç bakmıyor. Bir şeyler mırıldanıyor ama bana hitap etmediği kesin. Anlamıyorum zaten. Ne söylüyor olmalı? Masal falan mı? Buraya nasıl geldiğini mi anlatıyor mesela?

Yolda nelerle karşılaştığını, kaç karınca ezdiğini, kaçına üzüldüğünü, hangilerini görebildiğini ya da, neler kokladığını, başını hangi duvarlara sürttüğünü...

Bilmiyorum.

Gözlerinin içine bakıyorum ama o sanki benim varlığımdan habersiz, öyle dingin, öyle umursamaz ki!

Bakın yine konuştu. Bunlar daha önce hiç duymadığım kelimeler. Nereden buluyor yahu!

Sanki bağırıyor. Bana mı bağırıyor? Haddini bildirmeliyim. Ama görmüyor ki. Kör olasıca!

 

Karşıma geçmiş sırtını kaşıyor. Beni bir hiç yerine koyduğu yetmezmiş gibi şimdi de dil çıkarıyor.

Bak şu ite!

Benden başka seni kim umursuyor sanıyorsun! Bu insanlar, geçip gidenler; üzerine oturduğun çimler dahi, seni hissetmiyor. Yoksun işte. Sen de yoksun! Suratından belli, yalnızsın üstelik. Kimsen yok. Ha ha!

Benimkinden aşağı kalır değil şu pis görünüşün. O kadar da kötü kokuyorsun ki!

Görmezsen görme!

Sen beni görme, aha şunlar da seni görmesin.

Ne kadar susarsan sus şimdi. Ben de susuyorum. Böyle baş başa oturalım.

Bahse girerim; ilk sen uyursun. Esnerken ağzın kocaman oluyor. Neredeyse içini göreceğim.

Bana içini gösterir misin?

Hadi unutalım her şeyi. Dertleşelim seninle.

Ben senin ne dediğini anlayamasam da konuş. Mimiklerin yetecektir.

 

Üzgün olmalısın...

Muhakkak az önce bağırmıyor, efkârlı bir türkünün nakaratını söylüyordun.

Şimdi de ben söyleyeyim. Ama dinle.

 

(türkü söylüyor gibiyim...)

 

Ne o; uyuyor musun? Tahmin ettiğim gibi değil mi! Uyu bakalım. Yorgunsundur, dinlen. Ben buradayım merak etme. Görmesen de varım.

 

O büyük kulaklarınla beni uyurken de duyabilirsin sanırım.

Sana birinden bahsedeceğim. Adı şeydi... ııımm... Yardım etsene!

Neyse. Boş verelim.  Unuttum adını.

Oturuyorduk onunla;

Buraya benzeyen bir parkta, aynı bu şekilde; karşı karşıya.

Yanında oturabilir miyim dedim, bunun için henüz erken değil mi dedi.

Hayır, saat akşamın 10’u dedim.

Gülmedi.

Ben de gülmedim.

Boş boş birbirimize baktık. Gözlerinin ne kadar büyük olduğunu işte o zaman fark ettim.

O da benim sol gözümün altındaki bene dikkat kesilmiş olmalı ki; ilk kurduğu cümle onun hakkında bir soruydu.

"Hayır" dedim, "eskiden bu kadar büyük değildi". Sonra ben sordum; "hayır" dedi, "annemin gözleri küçük mesela."

 

Benim yaşım 12, onun yaşı 11’di.

Babamın gözünde her ne kadar eşek kadar olmuşsam da, o gün hiçbir eşeklik yapmadım!

 

Dinliyor musun?

Hey?

Uyansana be! Ne uykucu şeymişsin!

 

(bir süre ben de uyuduktan sonra)

 

-          Beyefendi nihayet uyanmayı bildi!

-          Beni mi kastediyorsun?

-          Evet ya!

-          Sen ne zamandan beri beni görmeye başladın?!

-          Eşekten bahsettiğinden beri.

-          Sen o sırada uyumuyor muydun? Demek gizliden bana bakıyordun ha! Dinledin mi peki beni?

-          Dinlemek zorunda bıraktın. Öyle yüksek sesle konuşuyordun ki. Sağır olduğumu düşünüyorsun sandım. Büyük gördüğün kulaklarıma rağmen neden bağırıyordun anlamadım. Sayende uykum da berbat oldu.

-          (patlatıyorum kahkahayı!)

-          Delirmiş gibisin. Şu haline bak! Benden beter görünüyorsun. İnsan olduğuna inanmak zor!

-          (hâlâ gülüyorum)

-          Kız haklıymış hem. Suratındaki ben devasa boyutta! Ne kadar da çirkinsin!

-          (birden duraksıyorum) Tamam yeter! Sus artık. Ne dediğini anlayamıyorken bile bu kadar çekilmez değildin!

-          (hırlıyor) ne halin varsa gör! Ben gidiyorum.

 

Gidiyormuş.

Gitsin!

Nasıl da sallıyor kuyruğunu! Meymenetsiz it! Ne sanıyor; arkasından ağlayacağımı falan mı?

Gitsin! Ona kıymet veren de suç.

Yalnızlığını etrafa saçmış hep. Pis hayvan.

Ben daha sabaha kadar buradayım.

Göreceksiniz; mutlaka dönecek, biliyorum!

 

( ilerdeki bankın orda dişi bir köpekle gördüm onu. Gözlerimden uyku akıyordu, net göremedim ama tasmasından anladığım kadarıyla zengin bir evin süs köpeğiydi.

Peh!

Boş boş birbirlerine bakarlar ve sonra bizimki yine başıboşluğuna terk edilir.

Yazık!

 

Ben uyuyorum, o it dönünce haber verin.)

 

...

______________________________________________________________
+ Yorum yaz

2009-06-01 19:51:25 - Esselam

Yazan: ilknurgultepe
Enteresan bi yazı olmuş..
Muhabbetle..

<- Önceki yazı | Sonraki yazı ->